Seyahatte Hırsızlıktan Korunmak için Almanız Gereken 10 Basit Önlem

Seyahatte Hırsızlıktan Korunmak için Almanız Gereken 10 Basit Önlem

 

Popüler turistik şehirlerde, gezmeye gelenlerin cüzdanlarını, telefonlarını, çantalarını çalarak geçinen insanlar var. “Benim başıma gelmez” demeyin, yankesicilik öylesine yaygın ki; sadece geçen yıl İspanya’da 130 bin yan kesicilik olayı kayıtlara geçmiş. Üstelik bu sadece kayıtlara geçen kısmı. Sıklıkla telaffuz edilen “Hiç boşuna polisle uğraşmayın, suçluyu bulamıyorlar. Vaktinize yazık.” önerisine uyup şikayetçi olmayan insan sayısı da bir hayli çoktur muhtemelen. İtalya’da ise her 1000 turistten 4’ünün yan kesiciliğe uğradığına dair istatistikler var. Velhasıl “Bir şey olmaz ya” dememek, tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.

Peki her köşe başında bir yan kesicinin beklediği riskli yerlerden nasıl soyulmadan çıkacağız? Aslında alınması gereken önlemler çok çok basit. Özellikle Roma, Floransa, Barcelona, Madrid ve Paris gibi yan kesiciliğin membağı sayılan ülkelerde hırsızlıktan korunmak için almanız gereken 10 basit önlem var.

Seyahatte Hırsızlıktan Korunmak için Almanız Gereken 10 Basit Önlem

Fotoğraf: Kundoy / Envanto Elements

Paranızı ve kartlarınızı cüzdanınızda taşımayın.

Yankesiciler kalabalık yerlerde itiş kakıştan faydalanıp ellerini çantanıza daldırdığında, bunu tam olarak cüzdanınızı bulmak amacıyla yapıyorlar. Bu nedenle seyahatte hırsızlıktan korunmak için cüzdan kullanımına ara verip paranızı ve kartlarınızı iç ceplerinizde taşımanız gerekiyor.

Serin havalarda çözüm basit; iç cebi olan bir mont ya da ceket tercih ederseniz paranızı iç ceplerinizde taşıyabilirsiniz. Sıcak havalarda ise ideal olan, kıyafetin içine bel çantası gibi takılan para çantalarından almak. Eğer rahat edemeyeceğinizi düşünüyorsanız en kötü ihtimalle çantanızın iç ceplerini kullanabilirsiniz.

Arka cebinizde değerli hiçbir şey taşımayın.

Erkeler için vazgeçilmesi çok zor bir alışkanlık olsa da arka cepte değerli hiçbir şey taşımamak gerekiyor. Arka cepte taşınan bir cüzdanı ya da telefonu almak öylesine kolay ki siz biri çarptı zannederken “bir varmış, bir yokmuş” ile başlayan bir hikâye dönüşüyor cüzdanınız.

Oturduğunuz yerlerde değerli eşyalarınızı masanın üzerine bırakmayın.

Masanın üzerine bırakılan pahalı bir gözlük, tablet ya da telefon çok kolay hedeftir. Nasılsa gözünüzün önünde olduğu için bir şey olmayacağını düşünebilirsiniz ama masa üstünden eşya çalmaya yönelik çok fazla taktik var. Örneğin birisi yanınızda taşa takılıp çok kötü düşmüş gibi yapar. Siz ona bakarken masadan çalınan telefonu görmezsiniz bile. Ya da “akşamki dans gösterisine bilet satıyorum” diye önünüze broşür koyan biri, broşürleriyle birlikte masadaki değerli eşyaları toplar gider.

Sizin sadık yâriniz otel odanızdaki kasanız.

Seyahatte hırsızlıktan korunmak için değerli eşyalarınızı otel odanızdaki kasaya bırakın. Eğer odanızda kasa yoksa büyük ihtimalle resepsiyonda vardır. Bahsettiğim değerli şeylerin başında ise pasaportunuz geliyor. Yurt dışındayken pasaportunuz çalınırsa ülkenize geri dönemezsiniz. Büyükelçiliğe ya da Konsolosluğa başvurup geçici pasaport çıkarttırmanız gerekir. Tüm bunlarla uğraşmak istemiyorsanız, pasaportunuzu kasaya kilitleyin. Biz alışmışız “dışarı kimliksiz çıkılmaz” diye ama Avrupa ülkelerinde böyle bir beklenti yok.

Sadece pasaportunuzu değil, üzerinizde taşımayacağız tüm değerli eşyaları kasaya kilitlemelisiniz. Paranızın bir bölümünü, pahalı takılarınızı, tablet gibi eşyalarınızı odanıza değil kasaya bırakın. Odanız temizlenirken kaybolan bir eşyanız olursa hem üzülürsünüz hem de çalındığını ispat edemezsiniz.

Çantanızı ve poşetlerinizi sandalyenize sabitleyin.

Öncelikle çantanızı asla oturduğunuz sandalyenin arkasına asmamanız gerekiyor. Her zaman gözünüzüm önünde tutmalısınız ama ne yazık ki bu da yeterli değil. “Yok artık, koca çantayı gözümün önünde çalamazlar herhalde” diyebilirsiniz ama gerçekten çalıyorlar. Yere bıraktığınız çantalar siz dikkatinizi dağıtan bir sese baktığınız anda uçup gidebilir. Restoranda otururken sandalyeye koyduğunuz poşeti bir montla kapatıp, montun altından alıverirler.

Elbette restoranda kucağımızda çantalarla oturamayız. Peki ne yapacağız derseniz; benim yöntemin her şeyimi masaya, sandalyeye sabitlemek yönünde. Yani yere çanta koyacaksam mutlaka çantanın sapını oturduğum sandalyenin bacağına geçiririm. Sırt çantamı sandalyeye koyuyorsam klipslerini sandalyeye takarım. Böylece çantayı alan olursa, sandalye de peşinden sürüklenir. Hatta çok yoklukta kaldığım bir yerde çantayı sandalyeye kazağımla bağlamıştım çünkü önlem almak “keşke” demekten iyidir.

Bu kadar önleme gerek var mı derseniz nerede bulunduğunuza göre değişir derim. Norveç’te, Finlandiya’da böyle şeyler pek olmaz. Barcelona’da ise olur. Öte yandan bu alışkanlığı bir kez kazandığınızda zaten otomatik olarak omurilikten yapıyorsunuz. Hiç öyle ekstra bir önlem almak gibi olmuyor.

Çok riskli yerlerde turist olduğunuzu belli etmeyin.

Bazı şehirlerde turistik yerlerle “tehlikeli mahalleler” birbirlerine çok yakın. Normal şartlarda o mahallelere yolunuz düşmez zaten ama insanlık hali, diyelim kayboldunuz, yanlışlıkla kendinizi sıkıntılı bir mahallede buldunuz. Eğer seyahatte olduğunuzu anlarlarsa belayı üzerinize çekebilirsiniz. Elbette kişisel bir şey değil bu; turist demek “üzerinde para vardır” demek.

Eğer üzerinizde fotoğraf makinesi, selfie stick, museum shop alışveriş poşetleri gibi buraya gezmeye geldiğinizi gösteren bir şeyler varsa bunları çantanıza kaldırın. Üzerinizde değerli takılar, saatler, gözlükler varsa bunları da çantaya atmakta fayda var. Mümkünse çok konuşmadan uzaklaşın.

Sırt Çantanıza Değerli Hiçbir Şey Koymayın ya da Önünüzde Taşıyın

Sırt çantanız en zayıf yeriniz. Birinin fermuarı açıp içine elini daldırdığını fark etmeniz mümkün değil. Çok arkadaşım soyuldu böyle. Hatta bir kere Türkiye’de, yanında yürüdüğüm arkadaşımın çantasını kurcalayan hırsızla göz göze gelmiştim. Gördüğümü fark edince elini çekti, gülerek fermuarı kapattı ve bu sırada arkadaşım hala ne olduğunu anlamamıştı.

Eğer içinde gizli iç cepleri yoksa, çalınmasına üzüleceğiniz hiçbir şeyi sırt çantanıza koymayın. Mont, su, atıştırmalık, güneş kremi gibi şeyleri kimse almaz. Cüzdan, telefon, fotoğraf makinesi gibi para edecek şeyleri ise affetmezler.

Çantanıza değerli bir şey koymanız gerekiyorsa, çantayı sırtınızda değil önünüzde taşıyın. Özellikle de toplu taşımada ve tarihi yerlerin önü gibi kalabalık yerlerde… Sık sık açıp kapamanız gerekmiyorsa fermuara küçük bir asma kilit bile takabilirsiniz.

Ayrıca piyasada “anti-theft backpack” adıyla satılan çeşitli sırt çantası tasarımları var. Bu çantaların bazı gözleri önden değil, sırtınıza yapışık olan iç kısımdan açılıyor. Kendinden kilidi olan ya da fermuarı kapatan cırtcırtlı bantlara sahip olan çok çeşitli modeller var.

Kol çantanızı doğru pozisyonlandırın.

Kapkaç nispeten az görülse de, kol çantanızı tek omzunuza asmak yerine çapraz takmanız daha iyi olur. Tüm fermuarları her zaman kapalı olmalı ve eğer kapaklı bir çantaysa kapak kısmı size bakar şekilde asılmalı. Özellikle metro gibi kalabalık yerlerde çantanızı mutlaka önünüze alın.

Cep telefonunuza dikkat edin.

Cep telefonu Avrupa’da ucuz olduğu için çalınmayacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Fotoğraf çekmek için telefonu kaldırdığı an kapkaça uğrayan kişilerin videolarıyla dolu ortalık. Bu konuda biraz dikkatli ve uyanık olmak gerekiyor ne yazık ki.

“Telefonum elimin altında olsun ama hırsızlar da kolay ulaşamasın” derseniz bunun çözümü boyun bağı kullanmak. Biliyorum pek konforlu bir şey değil ama en azından çok hırsızlık olan yerler için böyle kullanmakta yarar var. Elbette telefonunuzu tanımadığınız kişilere vermemeniz, tripod’a takıp uzaklaşmamanız gerekiyor.

En kötü İhtimale Hazırlıklı Olmak

Diyelim ki aldığınız tüm önemlere rağmen soyuldunuz. Aslında bıçaklı gasp falan çok nadir görülen şeyler ama tut ki çok yanlış zamanda, çok yanlış bir yerdeydiniz. Ya da soyulma değil başka bir kaza yaşadınız ve eşyalarınız kayboldu. Böyle durumlardan en az zararla çıkmanızı sağlayacak birkaç önem daha var.

– Paranızı ve kartlarınızı tek bir yerde taşımayın. Birazı montunuzun iç cebinde, birazı otel kasanızda, birazı çantanızın iç cebinde durabilir. Böylece bir aksilik yaşanırsa hepsini birden kaybetmezsiniz.

– Tüm dökümanlarınızın bir çıktısını alın. Çoğumuz seyahat sigortası, otel voucher’ı ya da online müze biletleri gibi tüm belgelerimizi cep telefonumuzda taşıyoruz. Bu da demek oluyor ki eğer telefonumuz çalınır ya da bozulursa tüm belgeler, biletler ve adresler gidecek. Yola çıkmadan önce hepsinin birer çıktısını alarak tüm seyahatin mahvolmasını önleyebilirsiniz.

– Pasaportunuzun bir fotokopisini alın ya da fotoğrafını çekin. Kişisel bilgilerinizin bulunduğu sayfanın görüntüsü elinizde olursa pasaportunuzu kaybetmeniz durumunda yaşayacağınız süreç bir nebze daha kolaylaşacaktır. Gerek var mı bilmiyorum ama ben vizemin bulunduğu sayfanın fotoğrafını da telefonumda bulunduruyorum.

– Telefonunuzun çalınması durumunda tüm telefon numaralarınızı ve fotoğraflarınızı kaybetmek istemiyorsanız riskli bir bölgeye seyahat etmeden önce telefonunuzu yedeklemenizde fayda var.

 

Ek bilgi: Umarım asla ihtiyaç duymazsınız ama eğer yurt dışında başınıza hiç olmadık bir iş gelirse ve ne yapmanız gerektiğini bilemiyorsanız Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluk Çağrı Merkezi’ni arayabilirsiniz. Avukat ihtiyacı, tercüman ihtiyacı, doğal afet, olağanüstü hâl gibi önemli durumlarda sizi doğru yerlere ve kişilere yönlendirirler. Diyelim ki tüm paranız ve banka kartlarınız çalındı; yakınlarınız size konsolosluk aracılığıyla para ulaştırabilirler.

Konsolosluk çağrı merkezine tüm ülkelerden +90 312 292 29 29 numaralı telefonu arayarak ulaşabilirsiniz. Tabii gittiğiniz şehirdeki konsolosluğun numarasını biliyorsanız, doğrudan konsolosluğun acil durum telefon numarasını da arayabilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayın.