31 Tem, 2024

/

/

Girona Gezi Rehberi ve Gezilecek Yerler (Game of Thrones soslu)

Girona Gezi Rehberi ve Gezilecek Yerler

İspanya’nın Fransa sınırı yakınlarında, Katalan Özerk bölgesinin kalbinde kalan Girona, tarihi taş binaları, daracık tarihi sokakları ve mistik atmosferiyle kesinlikle gezilip görülmeye değer. Özellikle Game of Thrones hayranıysanız burada bulunmaktan çok keyif alacaksınız çünkü dizinin bazı sahnelerinin çekildiği sokakları ve binaları görme şansınız var. Eğer aradığınız yalnıza tarihi dokusunu çok güzel korumuş geleneksel bir Katalan şehrini görmekse, yine doğru yerdesiniz!
Girona nasıl gezilir, görülmesi gereken yerleri nereler; bunlara geçmeden önce şehri kısaca tanıyalım.

Girona'nın Sembolü Onyar Nehri

Girona’nın sembolü sayılan, renkli binalarla çevrili Onyar Nehri

Girona Hakkında

Yaklaşık 2100 yıllık bir tarihe sahip olan Girona, çeşitli krallıklar arasında el değiştirmiş bir şehir. Roma, Vizigotlar, Araplar, Frankler ve İspanyollar bölgeye hâkim olan uluslardan bazıları. Şehir 9. yüzyılda Barcelona’daki baskılardan kaçan Yahudilerin sığındığı bir merkez haline de gelmiş. Hatta 1492’de Osmanlıya göç eden ve “Sefarad Yahudileri” olarak adlandırılan Yahudilerin önemli bir kısmı Girona’dan gelmiş.

Girona’da bugün yaklaşık 150.000 kişi yaşıyor. Nüfus ağırlıklı olarak Katalan ve bölgede Katalanca konuşuluyor. Günümüzde şehrin iki parçadan oluştuğunu söyleyebiliriz. Bunlardan bir orta çağdan kalma mimari dokusunu muhteşem bir şekilde korumuş olan tarihi şehir merkezi (Barri Vell), diğeri ise modern hayatın sürdüğü yeni şehir merkezi.

Girona her yıl 4 milyondan fazla turist tarafından ziyaret ediliyor ve bu turistlerin çok büyük bölümü, zamanın donduğu tarihi sokakları deneyimlemek için orada. Ben bu rehberde çok geniş bir alanı kapsayan Gerona ilinden değil, Girona adlı yerleşim merkezinden bahsedeceğim.

Girona’yı Gezerken Bilmeniz Gerekenler

1. Girona yaz aylarında çok sıcak olabiliyormuş. Ben Mart ayında gezdiğim halde epey sıcaktı. Dolayısıyla konforlu bir şekilde gezmek için ilkbahar ve sonbahar aylarını tercih edebilirsiniz. Ekim ayında St Narcis Fair Festivali, Ocak ayı başlarında ise The Girona Three Kings festivali düzenleniyor. Geçit törenlerini izlemek keyifli olabilir ama kalabalığı arttıracağını unutmayın.

2. Girona bir günde çok rahat gezilebiliyor. Burayı, Barselona’yı gezdiğiniz bir programın içerisine çok rahat yedirebilirsiniz. Girona’ya bağlı olan Costa Brava kıyıları da çok güzel plajlara ve tarihi yapılara ev sahipliği yapıyor. Ayrıca Figueres de buraya çok yakın. Dolayısıyla şehir merkezinde odaklanıp kalmayın, civarı da keşfedin.

3. Girona’yı gezmek için arabaya ya da toplu taşımaya ihtiyacınız yok. Gezilecek yerlerin tamamı birbirine yürüme mesafesinde. Eğer buraya araba kiralayarak geldiyseniz arabanızı şu park yerine (konum için tıklayın) bırakıp gezmeye yürüyerek devam etmenizi öneririm. Şehir merkezlerinde park yeri çok sıkıntılı ve Katalonya’da yanlış bir yere pak ederseniz cart diye kesiveriyorlar cezayı. (nereden bildiğimi sormayın) Gironya’ya trenle ya da otobüsle de gelebilirsiniz.

5. Buraya pazar ya da pazartesi günü gelmek istemeyebilirsiniz çünkü bazı yerlerin açık olduğu saatleri tutturmanız zor olabilir. Örneğin Arab Baths pazarları öğlene kadar açık. Katedraller de pazarları ibadet günü olduğu için sadece öğleden sonra ziyarete açılıyor. Ayrıca tam bir günübirlik ziyaret rotası olduğu için hafta sonları çok kalabalık olabileceğini tahmin ediyorum. Müzeler ise pazartesi günleri kapalı. Yine gitmeden önce güncel çalışma saatlerini / günlerini kontrol edin tabii.

Surların tepesinden Girona Manzarası

Günübirlik Haritalı Girona Gezi Rehberi

Girona’yı günübirlik olarak gezip en etkileyici yerlerini görmek isteyenler için haritalı bir yürüyüş rotası çıkarttım. Google ne yazık ki dümdüz yürüyüp geçebileceğiniz bazı yerlere illa arka sokaklardan dolaştırarak götürüyor, dolayısıyla yürüyüş rotasına değil uğranacak noktalara dikkat ederseniz daha iyi olur.

Bu listede yer alan yerleri ve daha fazlasını, aşağıdaki “Girona’da Gezilecek Yerler” başlığında, tarihi ve mimarisiyle birlikte çok daha detaylı anlattım. Kendi programınızı oluşturmak istiyorsanız doğrudan o kısma geçebilirsiniz.

Girona’da ilk durağımız Sant Pere de Galligants Manastırı. Aslında manastırın içinde bir de arkeoloji müzesi var ama ben sokaklarda daha çok zaman geçirmek istediğim için içeriye girmedim; tercih sizin. Manastırı karşınıza aldığınızda solunuzda çok tatlı bir kilise, sağınızda ise Game of Thrones dizisinde Arya’nın bıçaklandığı köprüyü göreceksiniz. Bir sonraki noktaya ilerlemek için Google’ın gösterdiği gibi dolaşmak yerine bu köprüden geçin. Bir binanın altından geçip Arab Baths’e giden yola çıkacaksınız. Merdivenleri çıkmaya başlamadan önce solunuzda kalan kapıdan girerseniz Arya’nın ailesini hicvettikleri tiyatro oyununu izlediği yeri görmüş olursunuz.

Sıradaki durağımız Arab Baths. Burası çok güzel korunmuş bir Roma hamamı. Neredeyse bin yıllık bir tarihi var ve çok makul bir giriş ücreti ile girilebiliyor. Girip gezmenizi tavsiye derim. Tabii ki içeride çekilmiş Game of Thrones sahneleri de var. Üst kattan görünen manzara da harika! Arab Baths’dan çıktıktan sonra, Sant Feliu Bazilikasını da görebilirsiniz. Hamamın hemen arkasında yer alan bazilikanın en önemli özelliği bölgenin en eski kilisesi olması. Bazilika’nın hemen karşısındaki Lioness Heykeli de dikkatinizden kaçmasın.

Şimdi Girona Katedrali adıyla da bilinen Cathedral of Saint Mary of Girona’yı görme vakti. Tarihi bir Roma Katolik Kilisesi olan Girona Katedrali aynı zamanda dünyanın en geniş nefine sahip kilisesi olma unvanına sahip. Game of Thrones hayranları için ayrıca anlamlı bir yer çünkü katedralin dış cephesi ve merdivenleri; dizide Sept olarak geçen tarikatın bulunduğu, Jamie’nin Cercei’yi yobazların elinden kurtardığı mekân olarak kullanılmış. İçerisi ise tipik bir gotik-romanesk kilise. Burası görkemli ve etkileyici ama giriş ücreti biraz yüksek.

Girona Katedrali’nin arka cephesi

Şimdi katedralin merdivenlerinden yukarı çıkıp arkasına dolaşın. Burada etrafı tarihi Roma surları kalıntılarıyla çevrili çok tatlı bir park var. Alemanys Parkı. Burada biraz zaman geçirmek, dolaşmak ya da oturmak isteyebilirsiniz, inanılmaz huzurlu bir yer. Girona gezisinin olmazsa olması olan sur yürüyüşüne de yine bu parkın içerisinden başlayabilirsiniz. Sur çıkışını yürüyüş rotasına ayrıca işaretlemedim çünkü Google kuleye yalnızca duvarın öbür tarafından girilebildiğinizi zannettiği için size dünyaları dolaştırarak getiriyor o çıkışa. Siz parkın içinden doğrudan Muralles de Girona adlı kuleye erişebilirsiniz. (Kulenin konumu için tıklayın)
Muralles de Girona adıyla işaretli kuleden yukarı çıktığınızda kendinizi 9. Yüzyıldan kalma tarihi surların üzerinde buluyorsunuz. Burası şehrin manzarasını görmek için yürüyüş yapabileceğiniz çok güzel bir yer. Aslında sonuna kadar yürüyüp güney çıkışından inme şansınız var. Ben yarısına kadar yürüyüp başladığım yere geri döndüm, tercih tamamen sizin.

Sant Domènec de Girona aslında bir manastır kompleksinin bir paçası olmasına karşın bugün Girona Üniversitesi tarafından aktif olarak kullanılıyor. Yani aslında bir ziyaret noktası olmasa da mimari olarak çok keyifli bir manzara sunduğu için geldim buraya. Ben hemen önündeki meydanda oturup bu manzaraya karşı bir kahve içtim. Sonra öğrencilerle konuştuk biraz “girebilir miyiz buraya” diye. Girin dediler. Merdivenleri çıktığınızda kantin girişinden girebiliyorsunuz üniversitenin içine. Burası manastırdan üniversiteye çevrildiği için o tarihi, mimari doku binanın her yerinde görülebiliyor. Manastırın avlusunu okulun bahçesi yapmışlar örneğin. Girip bir bakın derim.

Torre Vescomtal olarak işaretlediğim yere giderken yolda 1500 yıl öncesine ışınlanıyorsunuz. Yüksek taş duvarlar arasında uzanan dik taş yolları inip çıkmak hafif ürpertici, bambaşka duygular hissettiren bir şey. Burası eski yerleşimin merkezi olduğu için hedef odaklı gezmeyin, hoşunuza giden sokaklara girin, çıkın, dolaşın. Burada bir yerden bir manzara seyir terasına çıkılıyor örneğin. Hemen aşağısında daracık sokaklar, merdivenler var. Hatta Arya’nın dilendiği merdivenler de burada bir yerde. Ben tesadüfen bulmuştum ama şimdi tam yerini hatırlayamadığım için haritada işaretleyemiyorum.

Torre Vescomtal’a giden dar yollar

Haritada “Pujada de Sant Domènec” olarak işaretlediğim yer iki merdivenin birleştiği, binaların kemerli bir köprüyle birbirine bağlandığı, Griona’nın sembolü olmuş o kareyi görebileceğiniz yer. Burada bulunan merdivenler ise Game of Thrones dizisinde Arya’nın kaçtığı pazaryeri sahnelerinde görünen merdivenler. Diziyle hiç ilgilenmiyor olsanız bile bu bölgenin ambiyansına bayılacaksınız.

Bir sonraki durak olan “Pont de les Peixateries Velles” köprüsü, bizzat Paris’teki Eiffel Köprüsü’nü yapmış olan Gustav Eiffel tarafından yapılmış bir köprü. Ayrıca bu köprüden yine şehrin sembollerinden biri sayılan nehir boyunca sıralanmış renkli evleri görebiliyorsunuz. Hem köprüyü hem de bu evleri bir arada fotoğraflamak isterseniz nehir kıyısında biraz yürüyebilirsiniz. Ayrıca buranın en meşhur dondurmacısı olan Rocambolesc, köprüden karşıya geçince hemen sağınızda kalacak. Hani bazı şeyler vardır yediğinize memnun olursunuz ama tekrar aklınıza gelip yemek isteyeceğiniz bir şey değildir; bence bu dondurmalar öyle. Yine de benden söylemesi.

Bu yürüyüş güzergâhının en sonunda El Call olarak işaretli noktaya gidip buradan ara sokaklara gire çıka yürümeye devam ederseniz, eski Yahudi Mahallesinin dar sokaklarını görmüş olursunuz. Ara sokaklarda gezerken atlamamanız gereken iki sokağı buraya bırakıyorum:

Sant Lorenç Sokağı’nın konumu için tıklayın.
Pujada a la Catedral Sokağının konumu için tıklayın.
Sokaklarda yürüyüş yaptıktan sonra yakınlarda bulunan Girona Tarih Müzesini de gezebilirsiniz. Tarih Müzesinin konumu için tıklayın.
Başka bir alternatif olarak El Call’a gitmek yerine dükkanların, restoranların ve kafelerin bulunduğu hareketli bir cadde olan Rabla de La Libertat’a (konumu için tıklayın) gidip alışveriş ya da keyif yapabilirsiniz. Eğer şehirde uzun vakit geçirecekseniz her ikisine de vaktiniz yetecektir.

Girona’da Gezilecek Yerler

Haritalı gezi rehberimde kabaca bahsettiğim yerleri ve daha fazlasını çok daha detaylı bir şekilde bu bölümde açıklıyorum. Anlattıklarım biraz detaylı gelebilir ama bence bunları bilerek gezmek çok daha keyifli olduğu için özet geçmektense detaylandırmayı tercih ettim.

1. Girona Karedrali (Catedral de Santa Maria de Girona)

Girona Katedrali hem tarihi hem mimarisi hem de popüler kültürdeki yeriyle özel bir yer olduğu için Girona’da görülmesi gereken yerlerin başında yer alıyor.

Girona Katedrali 11. yüzyılda Romanesk bir stilde inşa edilmeye başlanıyor. Bu döneme ait Romanesk stilin hala korunduğu yerlerin başında ise avlu ve çan kulesi geliyor. Tabii o dönemde anıtsal yapıların inşası öylesine uzun sürüyor ki revaçta olan mimari stiller zamanla değişiyor. 13. yüzyıla gelindiğinde inşaat bu sefer Gotik stilde devam ediyor ve katedralin büyük bölümü gotik stilde tamamlanıyor. Katedralin 1606 yılında yapılan cephesi ise barok stilde inşa ediliyor. Girona Katedralinin tamamlanması ise 18. yüzyılı buluyor.

Bu katederalin bir diğer mimari özelliği ise gotik kiliseler arasında en geniş nefe sahip olan kilise olması. Tüm kiliseler içinde ise Vatikandaki’daki papalık kilisesinden (St. Peter’s Basilica) sonra en büyük nefe sahip kilise 2. sayılıyor. Nef dediğimiz yer kilisenin merkez koridoru. 23 metre genişliğindeki bu koridorun ortalama bir kilisenin iki katı genişlikte olduğunu düşünebilirsiniz.

Kilisenin içerisine giriş ücretli ve benzerlerinden bir tık pahalı bir giriş ücreti olduğunu söyleyebilirim (Müze de dahilse 2024 yılı için kişi başı 12 €). Daha önce çok sayıda benzer kilise gezdiyseniz bu ücreti vermek istemeyebilirsiniz, aksi taktide içeriye de bir şans verin. Katedralde bir de müze bulunuyor. Müzede Hristiyan tarihi açısından önemli kişilerin heykelleri, çeşitli tablolar, haçlar, kutsal emanet sandıkları gibi sanat eserleri ve objeler bulunuyor. Bu katedralin gül penceresi bölgedeki en güzel vitray sanatı eserlerinden bir tanesi olarak kabul ediliyormuş.

Gelelim bu katedralin Game of Thrones dizisi hayranları için ifade ettiği anlamlara. Girona Katedrali dizide Great Sept of Baelor olarak filme alınmış. Binaya CGI ile eklenmiş kuleler ve büyük bir kubbe olduğu için bina aynı değil ama önündeki merdivenleri kesinlikle tanıyacaksınız. Hani Jamie’nin orduları toplayıp Cercei’yi yobazların elinden kurtarmaya geldiğinde çıktığında merdivenler var ya, işte o merdivenler Girona Katedraline çıkan merdivenler.

2. Arab Baths

Günümüze çok güzel şekilde korunmuş bir şekilde ulaşan bu tarihi hamam “Arab Banyosu” adıyla anılsa da aslında Araplar tarafından yapılmış değil. Üstelik tipik bir “Roma hamamı” olmasına rağmen Romalılar tarafından da yapılmamış. Girona’nın köklü bir hamam kültürü olduğu için Aragon İmparatorluğu bu kültürü sürdüren bir yapı inşa etmiş diyebiliriz.

Bulunabilen en eski kayıtlara göre 1194 yılında bu hamamın yerinde, Endülüs’ün öncülleri olan Modorlar tarafından yapılmış bir hamam mevcutmuş. Ülkenin komşusu Fransa ile girdiği savaşlarda harabe haline gelen hamam yıkılmış ve 13. yüzyılda Aragon kralı II. Jamie’nin emriyle yeni bir hamam yapılmış.

Bu hamam tarih boyunca çeşitli amaçlarla kullanılmış. Yahudiler burada mikveh ritüelleri (Museviler için bir nevi arınma banyosu) yapmış, soylu bir doktor burayı “iyileşme ve rahatlama merkezi” olarak işletmiş hatta 1618 yılında Kapusen rahibeleri tarafından inziva yeri olarak bile kullanılmış.

Arab Baths’in çatısı

Hamamın bugün gezilebilen 5 odası bulunuyor. Soyunma odası, ılıklık, sıcaklık (Caldarium), soğukluk (frigidarium) bölümlerini gezebiliyor, hatta zeminin altındaki fırını ve su borularını da görebiliyorsunuz. Bugüne dek yalnızca yarı yıkık harabelerini gördüğüm Roma hamamlarının böylesine iyi korunmuş bir örneğini görmek inanılmaz hoşuma gitti. Özellikle soğukluk bölümündeki sekizgen havuz ve havuzu çevreleyen sütunlarla 12 metre yüksekliğe açılan havalandırma kubbesi çok etkileyici.

Hamamın üst katına çıktığınızda ise çok tatlı bir Girona manzarası sizi bekliyor. Giriş ücreti yalnıza 3€ olan bu tarihi hamamı görmeden geçmeyin. Ayrıca Game of Thrones’daki Baths of Bravos sahnelerinin de tam olarak burada çekildiğini not düşmüş olayım.

3. Barri Vell

Barri Vell tek bir mekan değil, Girona’nın eski şehir merkezinin bulunduğu mahallenin adı; yani buranın old town’ı. Girona’nın taş binalarla ve yüksek duvarlarla çevrili daracık sokaklarında yürümek, ucu bucağı görünmeyen merdivenlerinden inerken tarihi tünellere girip çıkmak aslında burada yaşanabilecek en eşsiz deneyimlerden bir tanesi. 700-800 yıl önce bu sokaklardan geçen bir insanla hemen hemen aynı atmosferi yaşıyorsunuz. Biraz hayranlık uyandırıcı, biraz ürkütücü ve kesinlikle etkileyici bir deneyim.

Ben belli bir plana sadık kalmadan hoşunuza giden sokaklara girip çıkarak ara sokakların tadını çıkarmanızı öneririm. Game of Thrones hayranları için şöyle küçük bir video linki bırakıyorum; bu videoda görünen dış mekan çekimlerinin hepsi gezeceğiniz bu sokakla çekildi: Tıklayın

En güzel sokaklar hangileri derseniz, haritalı gezi rehberimde bazı sokakları dahil ettim, geri kalanların lokasyonlarını ise en sona bıraktığım El Call yürütüşüne lokasyon olarak ekledim.

Game of Thrones Dizisinde Arya’nın dilencilik yaptığı sokak

4. Sant Feliu Bazilikası (Church of Sant Felix) ve Lioness Heykeli

Church of Sant Felix adıyla da geçen bu bazilikayı Girona merkez kilisesi gibi düşünebilirsiniz. Kentin en eski kiliselerinden bir tanesi olan bu bazilika, yüzyıllarca halkın ibadet için kullandığı ana kilise olmuş. Girona katedraline benzer bir şekilde yapımına romanesk tarza başlanmış, gotik stilde devam edilmiş ve cepheleri barok stilde süslenmiş. Yapımına 12. yüzyılda başlanmış ve 17. yüzyılda tamamlanmış.
Burası aslında Grionalılar açısından önemli bir yer çünkü içerisinde şehir efsanelerine konu olan bir azizin, Narcissus of Girona’nın (Gironalı Narcis) mezarı da bu bazilikanın içerisinde bulunuyor.

Efsaneye göre 1286 yılında yaşanan Fransız işgali sırasında Fransızlar Sant Narcís’in mezarını açmak gibi bir hata yapmışlar. Mezarın açılmasıyla birlikte binlerce hatta milyonlarca sinek etrafı sararak Fransız askerlerine saldırmaya başlamış. Bu saldırıyla baş edemeyen askerler korku içinde şehirden kaçmış ve Girona böylece düşman işgalinden kurtulmuş. Bu efsane nedeniyle şehrin amblemi sinek olmuş. Her yıl 29 Ekim’de kutlanan Saint Narcissus Day’de kökenini bu efsaneden almış. Şehrin farklı yerlerinde sinek heykelleri gördüğünüz zaman sebebinin şehrin kurtuluşunu sağlayan bu mucize olduğunu artık biliyorsunuz.

Sant Feliu bazilikasının önünde ( konumu: https://maps.app.goo.gl/JnSwLsiEAg8LkeJv9) bir de heykel bulunuyor. Bir sütuna tırmanmış bir dişi aslan şeklindeki bu heykeli öpenlerin bir gün mutlaka tekrar Girona’ya tekrar geleceğine inanılıyor. Bu geleneğin ilk çıkışının ise yerliyle yabancıyı ayırt etmek amacıyla, bir nevi şifre olarak başladığı söyleniyor. Yani cemaat üyeleri buradan geçerken heykeli öperek geçiyorlar. Yabancılar ise “şifreyi” bilmedikleri için öpmüyolar. Böylece o dönem yoğun baskılar altında yaşayan Yahudiler kimin dışarıdan bela getirme potansiyeli olan yabancılar olduğunu ayırt edebiliyor.

Sant Feliu Kilisesinin içerisindeki duvar resimleri ve dış cephesi ve (Fotoğraf: bearfotos / freepik)

5. Sant Pere de Galligants Manastırı / Arkeoloji Müzesi

12. yüzyılda romanesk stilde inşa edilen Sant Pere de Galligants Manastırı; yapıldığı dönemde şehir surları dışarısında kalan, Benedikt Tarikatı keşişlerince yönetilen, kısmen bağımsız bir alanmış. Manastır adını hemen yanında bulunan Galligants nehrinden almış (nehir bugün kuru durumda); hatta manastırın inşası için gerekli malzemeler buraya Galliants nehrinin akıntısı sayesinde taşınmış.

Manastır, sütun başlıklarındaki heykelleri ve sekizgen çan kulesiyle Girona’nın en önemli tarihi yapıları arasında yerini alıyor ve günümüzde Katalonya Arkeoloji müzesi olarak kullanılıyor. Müzede paleolitik dönemden orta çağa kadar olan döneme ait arkeolojik buluntular sergileniyor. Bilet alıp girdiğinizde hem müzeyi hem de manastırın içini gezmiş oluyorsunuz.

Bir de Game of Thrones notu düşmeden olmaz. Bu manastırın hemen çaprazında bir köprü olduğunu göreceksiniz. Bu köprü (konumu için tıklayın) Arya’nın bıçaklandığı köprü. Köprünün altından akan su da, arka planda görünen muhteşem manzara da CGI ama olsun.

Arkeoloji Müzesi olarak kullanılan Sant Pere de Galligants Manastırı (Fotoğraf: www.monestirs.cat)

6. Alemanys Parkı

Tarihi kalıntılarla çevrili sessiz sakin ve yemyeşil bir parkta biraz dinlenmek isterseniz uğramanız gereken yer Jardins dels Alemanys yani Alman Bahçesi. Şehir surlarına çıkarak yürüyüş yapmak istiyorsanız yolunuz zaten buraya düşecek çünkü surlara çıkan kuleye bu parktan giriliyor. Benim önerim doğrudan kuleye çıkmak yerine buraya biraz zaman ayırmanız. Gezinin, oturun, dinenin çünkü farklı dönemlerden kalma harabelerle çevrili olan bu parkın çok kendine has bir dinginliği var.

Burada eskiden bir kışla varmış. İspanya Bağımsızlık Savaşı (1808 – 1814) sırasında Girona’ya gönderilen Alman askerleri bu kışlayı ele geçirerek savunma üssü olarak kullanmış. Bahçe’nin Alman Bahçesi adını almasının sebebi de buranın Alman kontrolü altına girmiş olması. Parkta bu kışlara ait yıkıntıların yanı sıra çok daha eski yapıların ve duvarların kalıntıları da yer alıyor.

7. Girona Surları (Muralles de Girona)

Bir Girona gezisinin olmazsa olmazı kabul edilen aktivitelerden bir tanesi de surlara çıkarak burada yürüyüş yapmak. Surlara Alemanys parkında bulunan kulenin içerisinden çıkıyorsunuz. Benim bildiğim surların yürünebilir kısmı yaklaşık 900 metre boyunca devam ediyor ve Onyar Nehri yakınlarında sona eriyor. (Bazı kaynaklarda 2-3 kilometrelik yürüyüşlerden bahsediliyor. Ben bilmiyorum diye yok saymayalım şimdi belli ki benim bilmediğim uzantılar var.)

Elbette bu rotanın tamamını yürümek zorunda değilsiniz. Girona Üniversitesine kadar yürüyüp (yaklaşık 250 metre) oradaki kulelerden de aşağı inebiliyorsunuz. Ben kısa bir yürüyüş yapıp çıktığım yere geri dönmeyi tercih ettim çünkü aşağıdan geri dönmek biraz yokuş çıkmayı gerektiriyor. Surlara benim çıktığım kulenin konumu için tıklayın.

Parkın diğer köşesinde bulunan St. Christopher Gate’ten de çıkış yapılabildiğini yeni öğrendim. Burası çok keyifli bir yer çünkü eski bir katedralin kalıntılarını duvara katmışlar. Ben gezerken buradaki çıkışı fark etmemiştim ama sizin elinizde bulunsun. Çıkışın konumu için tıklayın.

Eğer şehre trenle gelecekseniz en güneyden surlara çıkıp en kuzeye kadar surlardan yürümeyi de tercih edebilrsiniz. Güneydeki çıkışın konumu için tıklayın.

Manzaralı bir yürüyüş yapabileceğiniz Girona Surları

Peki nedir bu surları bu kadar özel kılan? Öncelikle surlar size büyüleyici bir Girona manzarası sunuyor. O tarihi şehir ayaklarınızın ucunda, önünüze seriliyor. Bu yüzden kesinlikle surlara çıkmanızı öneririm.
Elbette surların tarihi önemi de var. Girona, Aragon İmparatorluğu’nun Frank sınırında kaldığı için güçlü bir şekilde savunulması gereken, saldırılara açık bir şehir. Aynı sınırın Fransa tarafında Carcassone var öyle düşünün. (Yeri gelmişken Carcassone Gezi Rehberi‘mi de incelemek isteyebilirsiniz. 🙂 ) Velhasıl tarihi şehir merkezini boydan boya geçen bu yüksek surlar 9. yüzyılda inşa ediliyor. Eski surlar 14. yüzyılda ise yenileniyor ve yeni duvarlar ekleniyor. Dolayısı ile burada kocaman bir tarih yatıyor.

8. Sant Domènec de Girona / Girona Üniversitesi

Girona’nın en eski gotik yapılarından bir tanesi olan Sant Domenec manastırı bugün Girona Üniversitesi olarak hizmet veriyor. 13-14 yüzyıldan kalma yapı avlu, kilise ve papazlar meclisi binalarından oluşuyor. Bina dışarıdan çok heybetli ve etkileyici görünüyor.

Burası aslında ziyaretçilere yönelik bir bina değil, üniversite tarafından eğitim amacıyla aktif olarak kullanılıyor. Tabii biz Türkiye’den alışmışız üniversitelerin sadece öğrencilere açık olmasına, içeri girerken biraz çekindik. Öğrencilere sorduğumuzda “içerisi çok güzeldir, girin gezin” dediler, biz de girdik gezdik. İçeriyi, özellikle de avluyu görmek çok keyifliydi. Ben gezmenizi tavsiye ederim çünkü tarihi binaların o gündelik hayatta kullanımı, her zaman her yerde görebildiğimiz bir şey değil.

Eski manastır, yeni Girona Üniversitesi binası

9. El Call (Yahudi Mahallesi)

Girona’nın Yahudi mahallesi, El Call olarak adlandırılıyor. Burası eski şehir merkezinin içerisinde kalan bir grup binayı ve bu binaları çevreleyen sokakları kapsıyor. Daracık taş sokaklar olan La Força, Carrer de Sant Llorenç and Carrer Manuel Cundaro ve bu sokaklara dizilmiş olan tarihi binalar sayesine çok karakteristik bir görünüme sahip.

Girona da tıpkı Barcelona gibi İberya yarımadasındaki önemli Yahudi yerleşimlerinden biriymiş. Buraya 10. yüzyılda yerleştiği düşünülen Yahudiler, o dönemlerde ciddi baskılar altında oldukları için nispeten kapalı bir topluluk halinde yaşıyorlarmış. Bu mahalleden şart olmadıkça çıkmazlarmış (ya da çıkamazlarmış) ve buraya giren yabancıları da potansiyel tehlike olarak görürlermiş. Sanıyorum Hristiyanlar da benzer şekilde mesafeli olduğundan bu şekilde Yahudi mahalleleri oluşmuş. 1492 yılında Hristiyanlığa geçmeyi kabul etmeyen Yahudiler ülkeden sürülmüşler ve büyük bölümü Osmanlı ve İtalya’ya ve Kuzey Afrika’ya kaçmışlar.

Yahudi mahallesinin ve Girona’daki Yahudi topluluğunun tarihini daha detaylı şekilde öğrenmek isterseniz, yine bu bölgede bulunan Museum of Jewish History’yi (Yahudi Tarihi Müzesi’ni) gezebilirsiniz. Müze eski bir Sinagog’dan dönüştürülmüş.

10. Eiffel Köprüsü (Pont de les Peixateries Velles)

Paris’in sembolü olan o meşhur Eiffel Kulesi’ni inşa eden Gustave Eiffel, Girona’ya da bir köprü inşa etmiş. Onyar nehrinin üzerinden geçen köprü, Eiffel’in o ikonik kafes biçimli metal yapı stilini çok rahat görebileceğiniz bir yer. 1877 yılında inşa edilen köprünün bir diğer önemi de nehir kenarına dizilmiş rengarenk evleri görebileceğiniz bir nokta olması.

(fotoğraf: Vladan Raznatovic / Unsplah)

11. Girona Şehir Tarihi Müzesi (Museu d’Història de Girona)

Girona şehrinin tarihini anlatan müzenin binası; 18. yüzyılda Kapuçin tarikatı manastırı olarak kullanılıyormuş. Eski şehir merkezinde yer alan manastırın bazı yerleri çok iyi şekilde korunduğu için hem müzeyi hem manastırı görüş oluyorsunuz. Ben bu müzeyi gezmedim ama yorum ve fotoğraflardan anladığım kadarıyla ayırdığınız vakte değen bir müze.

Girona’nın kuruluşu, Roma dönemi, İspanya iç Savaşı gibi kırılım noktalarının yanı sıra Katalan kültürüne özel foklorik öğelere ayrılmış alanlar da varmış. Eserlerin açıklamalarında İngilizce yer almadığı için bölüm başlarında bulunan bilgilendirme kartlarından almayı unutmayın diyorlar.

12. Bağımsızlık Meydanı (Plaça de la Independenca)

Burası aslında mutlaka görmelisiniz diyeceğim bir yer değil ama yiyip içmek, dinlenmek için keyifli bir nokta. Klasik bir İspanyol meydanı olan bu meydanın çok benzerlerini hemen hemen tüm büyük İspanyol şehirlerinde görebilirsiniz. Vaktiniz bolsa, oturup bir şeyler yiyip içmek isterseniz uğrayabilirsiniz.

Meydanın ortasında bulunan heykel, 1808-1809 yılları arasındaki Napolyon’a karşı verilen bağımsızlık savaşında şehri savunan askerlere ithaf edilmiş. Ayakta duran askerler Katalan askerlerini, altlarında yatan asker ise Fransız askerlerini temsil ediyormuş.

13. Rambla de la Llibertat (Özgürlük Caddesi)

Onyar Nehrine paralel uzanan bu cadde, kentin en canlı alanlarından bir tanesi. Restoranlar, kafeler ve mağazalarla dolu caddede yürüyüş yapabilirsiniz. Gezinizi tamamladıktan sonra bir yerlerde oturup keyif yapmak için de bu caddeyi tercih edebilirsiniz.

14. Plaça dels Raïms

Eiffel Köprüsü’ne çok yakın bir noktada bulunan Plaça dels Raïms “Dünyanın en küçük meydanı” olarak geçiyor. Bana sorarsanız pek bir esprisi yok, üç apartmanın arasında kalmış küçük bir açıklık gibi. Yine de merak eden varsa “aa neden haberim olmadı” demesin diye yazıyorum yoksa görülmeye değer bir yer olmadığını düşünüyorum. (konumu için tıklayın)

Dünyanın en küçük meydanıkabul edilen Plaça Dels Raims (fotoğraf: Marco Da Silva / Unsplash)

Girona’da Nerede Kalınır?

Girona’da gezilecek yerlerin hepsi birbirine yürüme mesafesinde olduğu için eski şehir merkezinde konaklamak en mantıklısı. Bu bölgede kalınabilecek güzel otellerden bazılarını listeliyorum. Ben burayı günübirlik gezdim dolayısı ile listeyi “konaklasam hangi otelde kalırdım” düşüncesiyle oluşturduğumu not düşmüş olayım.

Hotel Històric: Taş binası, ahşap kirişleri ve şık dekorasyonuyla benzerlerinden ayrılan Hotel Historic, Girona Katedraline çok yakın, 4 yıldızlı bir otel. Oteli incelemek için tıklayın.

Hotel Nord 1901: Tam eski şehrin içinde olmasa da yürüme mesafesinde bulunan Hotel Nord 1901, olumlu yorumları olan konforlu bir 4 yıldızlı otel. Oteli incelemek için tıklayın.

Hotel Palau Fugit: Plaça Catalunya yakınlarındaki otel çok şık dekora edilmiş, olumlu yorumlar almış güzel bir otel. Ancak fiyatları diğer listelediklerimden daha yüksek. Açık yüzme havuzu, spa falan gibi olanakları olduğu için romantik bir tatil için tercih edilebilir. Oteli incelemek için tıklayın.

BYPILLOW The Bloom: Bölgedeki otellere kıyasla nispeten uygun fiyatlı olan BYPILLOW The Bloom eski şehir bölgesinde değil ancak yürüyerek ulaşılabilecek mesafede. Yorumları gayet olumlu, kalanlar temiz ve konforlu bulmuşlar. Oteli incelemek için tıklayın.

Eski şehir merkezindeki ara sokaklar

Girona’da Ne Yenir?

Girona geleneksel bir Katalan şehri olduğu için Katalan mutfağına ait pek çok lezzeti burada da deneyebilirsiniz. Deniz ürünleri, sosisler, kurutulmuş etler gibi pek çok seçeneğiniz var. Diğer katalan yemeklerine ek olarak; geleneksel bir mantarlı et güveci olan Fricando stew ve karidesle tavuğun birlikte piştiği bir yemek olan Mar i Muntanya Girona’da popülermiş. Girona’ya özgü sayılan tatlı bir sosis yemeği de var. Bildiğiniz sosis tuzlu değil şekerli ve meyveli (genellikle elma) olarak pişiriliyor.

Eğer damak zevkinize düşkünseniz Girona’nın yeni şehir merkezine yer alan El Celler de Can Roca’nın üç Michelin yıldızlı bir restoran olduğunu ve her türlü ödülü toplamasıyla “dünyanın en iyi restoranı” olarak anıldığını bilmek isteyebilirsiniz. Tabii burada yemek yemek için neredeyse bir sene önceden rezervasyon yaptırmak gerektiğini unutmayın.

Tatlı konusuna gelince, Girona’ya özgü bir tatlı yemek isterseniz Xuixos deneyebilirsiniz. Bu krem katalan dolgulu, kızarmış hamurdan yapılan bir tatlı. Bunun dışında bölgenin en meşhur dondurmacısının adı Rocambolesc Gelateria’yı deneyebilirsiniz. Burada üç dondurmadan birini seçip içine ne ekletmek istediğinizi söyleyerek (bisküvi, elma reçeli, taze meyve vb.) kendi damak zevkinize göre dondurma hazırlatabiliyorsunuz. Aslınca Barcelona’ya da bir şube açmışlar ama orijinal dükkanları Girona’da, Eiffel köprüsünün karşısına geçtiğiniz yerde (konumu) bulunuyor. Benim fikrimi sorarsanız değişik bir dondurma olduğu için denemenizi öneririm ama çok da abartılacak bir lezzet değil.

Rocambolesc dondurması (fotoğraf: www.rocambolesc.com)

Girona Civarında Gezilebilecek Yerler Nereler?

Figueres ve / veya Port Alguer: Girona’dan 45 dakikalık bir araba ya da tren yolculuğuyla kolayca ulaşabileceğiniz Figueres, ressam Salvador Dali’nin memleketi olması vesilesiyle çok güzel bir müzeye ev sahipliği yapıyor. Dali Tiyatrosu Müzesi’ni gezebilmek için biletinizi önceden, online olarak almayı unutmayın. Bu rotaya bir de Dali’nin yaşadığı kasabayı da eklemek isterseniz Figueres’den çıkınca Port Alguer’e de uğrayabilirsiniz. Burada Salvador Dali’nin 1930-1982 arasında yaşadığı evi ve stüdyosu gezilebiliyor. (konumu için tıklayın) Eğer Dali üçgenini tamamlamak isterseniz ve arabanız varsa, Girona’ya dönüş yolunda Gala Dalí Castle’a da uğrayabilirsiniz. (konumu için tıklayın)

Girona’da bulunan Dali Tiyatrosu Müzesi (Fotoğraf: flickch / Unsplash)

Costa Brava: Gerona eyaletine bağlı sahil şeridine Costa Brava adı veriliyor. Burası özellikle yaz aylarında canlı bir yer çünkü denize girilebilecek plajlar, tekne turu yapılabilecek koylar ve manzaralı yürüyüş rotaları bulunuyor. Kış aylarında sırf manzarası için gelmeye değer mi bilemiyorum ama yaz aylarında yapılacak çok fazla aktivite var. Güneyde Blanes, Tossa de Mar, Lloret de Mar, daha kuzeyde Calella de Palafrugell ve Tamariu gibi pek çok kasabayı kapsayan bu bölgeyi arabayla gezmekte fayda var.

Carcassone: Girona’dan Perpignan aktarmalı 2,5 saatlik bir tren yolculuğuyla, ya da 2 saatlik bir araba yolculuğuyla Carcassone’a geçebilirsiniz. Burada orta çağ dokusunu aynen korumayı başarmış olan masalsı bir şehir sizleri bekliyor. Kesinlikle gidilip görülmeye değer, sıra dışı bir yer. Daha detaylı bilgi için Carcassone Gezi Rehberi’mi inceleyebilirsiniz.

Carcassone şehrini çevreleyen surlar